DELUXE VİP ESCORT BAYANLAR

Amasya Escort Bayan Banu

Taş Devri Diyeti Hakkında Bilinmeyenler Nelerdir? Taş devri diyeti Prof. Dr. Ahmet Aydın tarafından kaleme alınmış “7’den 70’e Taş Devri Diyeti” adlı kitabında ayrıntılarına ver verdiği bir beslenme çeşididir. Taş devri diyeti, en eski devirlerdeki insanların beslenme düzenleri dikkate alınarak hesaplanmış ve bedenimizin evrim geçirmeden evvelki tüketim alışkanlıkları araştırılarak oluşturulmuş bir düzeni içermektedir.

Taş Devri Diyeti Hakkında Bilinmeyenler Nelerdir?

Ateşin bulunmasından evvel insanoğlu besinlerini çiğ tüketerek, fark etmeden alkali düzeyi yüksek gıdalarla besleniyorlardı. Çoğunlukla toplayıcılık yaparak beslenmeleri, aynı zamanda sürekli hareket halinde olmalarını sağlıyordu. Topladıkları meyve sebzelere her hangi bir katkı maddesi ilave etmeden sadece çiğ ve ham şekilde tüketerek, uzun yaşamanın ve sağlıklı bir bedene sahip olmanın sırrını da keşfetmiş oluyorlardı.

Doğal haliyle tüketilen her besin ve yiyeceğe ulaşmak için yapılan birçok hareket bütünü de, sağlıklarına sağlık katmalarını, yağ oranlarının az olması ise çok hızlı çalışan metabolizmaya sahip olmalarını sağlıyordu.
Taş devri diyeti de ilk insanların, homo erectuslerin yaşamları referans alınarak hazırlanmış bir diyettir. Üniversite hastanesinde bir dizi Tip 2 diyabet hastası üzerinde yapılan deneysel beslenme çalışmalarında, günümüze uyarladıkları taş devri diyetini uygulayan Prof. Dr. Ahmet Aydın ekibiyle birlikte, çok ciddi başarılara imza atmıştır. Taş devri diyetini uygulayan birçok hasta, insülini bırakmış, şeker düzeylerinde düzelmeler kaydedilmiştir.

Temel prensibinde tuz, şeker ve unun yasak olduğu taş devri diyeti, pişirme teknikleri içerisinde buharda pişirmeyi destekliyor ya da besinlerin olabildiğince çiğ tüketilmesini öneriyor. Kızartma, mikro dalga ve ızgaranın yiyeceklerin besin değerlerini kaybettirdiğine dikkat çekerek, hatalı pişirme teknikleriyle hazırlanan yiyeceklerin, vücuda sadece depolanmaya müsait yağ içeriği sağladığını, posa kıvamına gelen besinlerin her hangi bir besleyiciliği olmadığı görüşünü vurguluyor. Hareketsiz yaşam tarzını dışlayarak, mutlaka her gün yarım saat yürüyüş yapılmasını ve sporun bir yaşam tarzı haline gelmesini öneriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir